A joint media project of the global news agency Inter Press Service (IPS) and the lay Buddhist network Soka Gakkai International (SGI) aimed to promote a vision of global citizenship which has the potentiality to confront the global challenges calling for global solutions, by providing in-depth news and analyses from around the world.

Please note that this website is part of a project that has been successfully concluded on 31 March 2016.

Please visit our project: SDGs for All

Laying the Foundations of a World Citizens Movement - Turkish

Bir Dünya Yurttaşları Hareketinin Temellerini Atmak

Anthony George

JOHANNESBURG (IPS) – İç bürokrasisi içinde boğulmuş, hantal bir hale gelmiş ve bağışçılarına karşı hesap verebilirliğini yitirmiş bir kurumsallaşmış sivil toplum acaba adaletsizlik ve eşitsizlik üreten küresel sistemin parçası haline mi geliyor? 

Sivil toplum örgütleri (STÖ) yurttaşları temsil eden ve harekete geçiren geniş bir hareketi nasıl kurabilir ve küçük ilerlemeler yerine köklü ve sistemli değişimleri nasıl elde edebilir?

19-21 Kasım’da Johannesburg’da düzenlenen “Toward a World Citizens Movement: Learning from the Grassroots” konferansı için dünyanın dört bir yanından gelen STÖ temsilcileri bu ve benzeri soruları odağa alan bir tartışmaya girdiler.

Sivil toplum örgütleri için kapasite geliştirme olanakları sunan ve küresel yurttaşlık için çalışan Avrupa ölçekli sivil toplum şemsiye organizasyonu CONCORD’un bir projesi olan byDEEEP tarafından organize edilen konferansa 200 kadar temsilci katıldı.

Konferansın ana bileşenleri dünyanın en büyük ve kapsamlı sivil toplum ağlarından biri olan CIVICUS ve Global Call to Action Against Poverty – GCAP idi.

Üç günlük buluşma daha geniş bir konferans ve etkinlik serisinin parçası olarak, CIVICUS tarafından düzenlenen 2014 Uluslararası Sivil Toplum Haftası’yla çakışacak şekilde planlandı.

Küresel yurttaşlık eğitimin savunucusu Finli NGDO Platformu’nun Genel Sekreteri Rilli Lappalainen gibileri mutlu eden bir şekilde, küresel yurttaşlık kavramı BM sistemi içinde giderek önem kazanıyor.

Lappalainen, kavramın odağında insanların güçlendirilmesinin yattığını söyledi. “İnsanların küresel ölçekteki bağlantıları anlaması önemli, bir sistemin parçası olduklarını ve kendi hakları çerçevesinde sistemi etkileyerek değişime yol açabileceklerini ve hayatı daha iyi yapabileceklerini, böylece birilerinin yurttaşlar adına kararlar almadığı bir sistem oluşabileceğini anlamaları önemli.”

Böylesi bir değişimi gerçekleştirebilecek etkili bir sivil toplum hareketi inşa etmek üzere içe dönük bir tartışma yaklaşık bir yıl önce yine Johannesburg’da toplanan bir konferansla başlamıştı.

Buradaki söylem, ortak öğrenme, paylaşım ve sorgulamayı içeren alçakgönüllü bir süreç için yeni düşünme ve eylem biçimlerinin altını çiziyordu.

Sorgulama ve katılımla ilgili ortaya çıkan bu yeni ruh, bu yılki konferansın interaktif formatına da yansıdı ve Nijeryalı fikir önderi Bayo Akomolafe’nin özlü sözlerinde anlam buldu: “Bu defa durum acil; o yüzden ağır ilerleyelim.”

Akomolafe’nin açılış konuşması süreçte bir değişikliğe ihtiyaç olduğunu vurguladı: “Değişimle ilgili teorilerimizde bir değişikliğe ihtiyacımız olduğunu fark ediyoruz. Bugün ağır ilerlememiz lazım çünkü karanlık bir labirentte hızlı gitmek çıkışı bulmamızı sağlamayacak.”

“Bugün yavaşlamalıyız” diye devam etti: “Çünkü eğer uzağa gitmek istiyorsak bir topluluk olmanın getirdiği belirsizlik içinde birbirimize alışmamız gerekiyor. Yavaşlamalıyız çünkü ancak bu şekilde önümüzdeki fırsatların ipuçlarını fark edebiliriz.”

Ortak öğrenme ve sorgulama için başlıca bir fırsat ikinci gün düzenlenen “Challenging World Views” başlıklı panelde ortaya çıktı.

Güney Afrika’nın Rhodes Üniversitesi’nin Çevresel Öğrenme Araştırma Merkezi’nden Prof. Rob O’Donoghue “ubuntu”nun felsefesi üzerine, Brezilyalı aktivist ve topluluk oluşturucu Eduardo Rombauer yatay örgütlenme üzerine ve Budist ağ Soka Gakkai International’dan (SGI) Hiro Sakurai de topluluğun ana felsefesi olan soka, yani değer yaratmak üzerine konuştu.

Butan’dan gelecek bir kadın katılımcı vize sorunu nedeniyle panelde yer alamadı. Bu konu CIVICUS’un başkanı Sannu Sriskandarajah tarafından STÖ’lerin faaliyet alanlarının tüm dünyada nasıl daraldığına dair bir belirti olarak gösterildi.

Panelde hiçbir kadın konuşmacının olmaması da eleştirildi. Erkek katılımcılardan biri, sıkı bir şekilde patriyarkal olan küresel sistemin kadınların sesi olmadan nasıl etkin bir şekilde değiştirilebileceğini sordu. Bu soru, izleyicilerden bir kadının konuşmacılar arasına katılmasını sağladı.

Öğrenmeye açık olma yaklaşımını benimseyen tartışmada panelistler sorulması gereken soruların neler olduğunu düşünmeye çağrıldı. Kendi gücümüzü nasıl fark ederiz ve ölçeriz? İnsanların katılımını nasıl artırabiliriz ve sistem bazlı düşünme biçimlerinden nasıl kendimizi sıyırabiliriz? Farklı dünya görüşleri nasıl bir araya gelip ortak bir ahlaki pusula etrafında buluşur?

O’Donoghue, ubuntu felsefesinin tek bir cümlede özetlenebileceğini belirtti: “Birey ancak diğerleri dolayımıyla bir birey haline gelir.”

Bu bakış açısının eldeki sorulara getirdiği yaklaşım, kıyıda yer alan insanları etkileyen sorunlara merkezdekiler tarafından belirlenmiş yanıtlar üretilemeyeceği; çözümün ancak ortak mücadeleyle gelebileceği şeklindeydi. Cevaplarla gelemezsiniz, ancak başkalarının arasına katılıp sorunları paylaşabilirsiniz ve böylece kıyıdan köşeden çözümler ortaya çıkmaya başlar.

Soka felsefesinin ana bakış açısı da, ne koşulda olursa olsun, her bir bireyin içinde olumlu değişim için değer yaratma becerisinin bulunduğuydu. Dakurai, milyonlarca insanın bu felsefeyi kendi bağlamlarında doğruladığını belirtti. Soka hareketinin odağında bu bakış yer alıyor.

Onun altını çizdiği bu nokta, ertesi gün Nelson Mandela’nın eşi Graca Machel tarafından, CIVICUS’un düzenlediği resepsiyonda yaptığı konuşmada tekrarlandı. Machel, küresel liderler insanların sesini duymazken, yoksulluk ve eşitsizlikler derinleşirken sivil toplumun karşı karşıya olduğu derin engeller üzerine konuştu.

Sonra, konuşmasının sonlarına doğru Mandela’nın kabile adına referans vererek, “arkadaşım Madiba” dedi ve hayatının son yıllarında tekrarladığı mesajlarını aktararak şimdi çözüm bizim elimizde, dedi.

“Bize kendi örneğiyle her bir insanın içinde sonsuz iyilik potansiyeli olduğunu kanıtladı. Bizim görevimiz, nerede ve ne koşulda olursak olalım, bu iyiliği her gün ortaya çıkararak dünyada hayata geçirmek.”

Machel’i dinleyenler, Mandela’nın mesajında, yarının dünya yurttaşları hareketini kurmak için harcadıkları çabayı pekiştiren bir güç buldu. (26 Kasım 2014)