A joint media project of the global news agency Inter Press Service (IPS) and the lay Buddhist network Soka Gakkai International (SGI) aimed to promote a vision of global citizenship which has the potentiality to confront the global challenges calling for global solutions, by providing in-depth news and analyses from around the world.

Please note that this website is part of a project that has been successfully concluded on 31 March 2016.

Please visit our project: SDGs for All

'Breaking Silence' on the Slave Trade - Turkish

Köle Ticaretin Etrafındaki “Sessizliği Kırmak”

A. D. McKezie

PARİS (IPS) – Oscar ödüllü 12 Yıllık Esaret isimli film pek çok insanın kölelik denilen barbarlığın farkına varmasına ve o döneme dair tartışmaların kısmen canlanmasına yol açtı. Film, transatlantik köle ticaretinin 400 yıllık tarihi etrafındaki “sessizliğin kırılması” ve dönemin tarihsel sonuçları üzerine “ışık tutmak” için ortaya çıkan girişimlerden sadece biri.

Bu girişimlerden bir diğeri ise bu ay Paris’te 20. yılına giren ve okullarda köle ticaretiyle ilgili daha fazla eğitim verilmesi için baskı yapan Slave Route Project.

UNESCO’nun Diyalog için Tarih ve Hafıza bölümünün şefi olan ve projeyi yöneten Ali Moussa Iye’ye göre “uluslararası toplumun yapabileceği en azından bu konuyu ders kitaplarına koymak olacak. Köleliğin sonuçlarını hala yaşayan mağdurlar karşısında bu tarihi yok sayamayız”.

Proje, New York’taki BM genel merkezinde inşa edilen, insan ticaretinin milyonlarca mağdurunu anmayı amaçlayan ve Mart 2015’te tamamlanması planlanan kölelik anıtını destekleyen etkinliklerden biri.

UNESCO aynı zamanda BM’nin Afrika Kökenli İnsanlar Uluslararası 10 Yılı (2015-2024) çalışmasında da yer alıyor. Çalışma Afrika kökenlileri özgün bir grup olarak kabul ederek “onlara yönelik hak ihlallerinin tarihsel ve süre giden veçhelerini ele almayı” amaçlıyor. Çalışma Ocak 2015’te resmi olarak başlayacak.

Moussa Iye “Amacımız suçlamak değil yüzleşme sağlamak” dedi. “Tarihi farklı, daha çoğulcu bir bakışla öğrenmemiz gerekiyor ki ders çıkarabilelim ve toplumlarımızı daha iyi tanıyabilelim.”

Bazılarının bu girişimlere şüpheyle bakarak köleliğin mirasının ortadan kalktığını savunacağını bilen Moussa Iye, uluslararası örgütlerin liderliği alarak hükümetleri kendi geçmişleriyle ve bunun sonuçlarıyla yüzleşmeye itebileceğini belirtti.

“Çok farklı insanlar kölelikten zarar gördü ve çok farklı insanlar kölelikten fayda sağladı –aynı bugün modern kölelikten fayda sağlayanlar gibi… Irkçılık bu canavarca mirasın doğrudan sonucudur ve bu konuda diyalogu artırmamız gerekiyor.”

UNESCO’ya göre, Slave Route Project bu konuları uluslararası gündeme taşıyarak, 2001’de Güney Afrika’da düzenlenen Durban Irkçılığa Karşı Dünya Konferansı’ndaki açıklamada da yer aldığı üzere, köleliğin fark edilmesi ve köle ticaretinin insanlığa karşı bir suç olarak görülmesine katkı sundu.

Proje kapsamında ayrıca sözlü ve yazılı tarih çalışmaları yapılırken, bu konuda kitapların yayınlanmasına destek veriliyor ve “hafıza yolları oluşturmak için anı yüklü yerler” belirleniyor.

Afrika kökenli birçok insana göreyse fakındalığı artırmak için daha da fazlası yapılmalı. Siyah toplumun Fransız başkentindeki katkılarına odaklanan Black Paris Tours adında bir şirketi olan Afrika-Amerikalı iş kadını Ricki Stevenson, IPS’e, “köleliğin süre giden etkileri hakkında ulusal ve uluslararası düzeyde bir tartışma olması gerektiğini” söyledi.

“Irkçılığın sadece Siyahları değil, bir ülkede bireylerin eğitiminin, haklarının engellenmesi; öldürülmeleri, hapsedilmeleriyle ilgili olarak herkesi nasıl etkilemeye devam ettiğiyle ilgili sessizliği kırmamız gerekiyor” dedi. “ABD, Fransa ve Avrupa’nın tamamı, milyonlarca Afrikalının köleleştirilmesinden, kaçırılmasından ve insanlık dışı muameleye maruz bırakılmasından inanılmaz paralar kazandı” diye ekledi.

“Bu ülkeler zenginleştiler, şehirlerini ve ekonomilerini Afrikalıların köleleştirilmesi üzerine; en temel haklarından yoksun bırakılan ve hayvanlardan daha aşağı görülen Siyahların zorunlu emeği üzerine kurdular. Bugün Wall Street’in ve pek çok büyük şirketin, sigorta şirketinin, kargo şirketinin, bankaların, ailelerin ve hatta kiliselerin elde ettiği varlığın kölelikle ilişkili olduğunu öğreniyoruz.”

Stevenson bazı insanların köleliğin mirasını algılamakta zorlandığını bildiğini belirtti. “ABD’de hiç yaşamamış birinin ‘Siyah nefes alıyor’ yaklaşımının ortaya çıkarttığı zorluğu anlamasının mümkün olmadığını düşünüyorum. Bu, her Siyah erkeğin, kadının ve çocuğun karşılaştığı ya da hayatının bir noktasında karşılaşacağı bir şey.” 

Öte yandan, siyasi gözlemciler Fransa’da milliyetçiliğin yükselişinin dışlama ve ırkçılığı içeren bir kültürün güç kazanmasına neden olduğunu söylüyor. Örneğin, kendini adını taşıyan 2001 tarihli ve köleliği insanlığa karşı suç olarak kabul eden bir yasada katkısı olan Adalet Bakanı Christiane Taubira sosyal medyada ve bazı yayınlarda ırkçı saldırılara maruz kaldı.

Slave Route Project’i 20. yılı etkinliğinde konuşan Taubira “nefret”e karşı mücadelesini anlattı ve bugün dünyanın önündeki meselenin, insanları sömürmek için bölen küresel güçleri anlamak olduğunu söyledi.

“Böylesi bir insanlık dışı olayı kabul edemeyiz” dedi ve mağdurların isimsiz kalmasının doğru olmadığını, her birinin, maruz kaldıkları büyük şiddete rağmen “bir sanatçı, yaratıcı, rehber ve direnişçi” olduğunu ekledi.

Bazı bireyler ve yerel yönetimler Fransa’nın kıtalararası köle ticaretinde oynadığı rolün altını çizmek üzere kültürel ve hafızaya yönelik projeler gerçekleştirdiler. Kuzey batıda yer alan ve 18. yüzyılda kölelik üzerinden ciddi bir birikim elde eden Nantes şehrinden 2012 yılında mağdurlar için bir anıt açıldı.

Tarihçiler Fransa’daki köle ticaretinin yüzde 40’ının Nantes limanından yapıldığını ve buradan 450 bin Afrikalının zorla Amerika’ya götürüldüğünü söylüyor. Ancak şehrin tarihinin bu kısmı Köleliğin Kaldırılması Anıtı’nda toplanan girişimlere kadar uzun süre gizli kaldı.

İngiltere’de, Liverpool şehrinde bir Uluslararası Kölelik Müzesi bulunuyor. Katar ve Küba’da da bu tarihi içeren müzeler, UNESCO ile işbirliği halinde açıldı.

Slave Route Project’in sözcülüğünü de üstlenen ünlü caz sanatçısı Marcus Miller da müziği insanları kölelik hakkında bilinçlendirmek üzere kullanıyor. Paris’te Afrikalı müzisyenlerle birlikte çıkacağı konserden önce konuşan Miller, köleliğe zorlanan insanların dayanışmasına, direnişine ve aynı zamanda yüzyıllar süren bu korkunç olaya karşı mücadele edenlere odaklanmak istediğini söyledi. (14 Eylül 2014)