A joint media project of the global news agency Inter Press Service (IPS) and the lay Buddhist network Soka Gakkai International (SGI) aimed to promote a vision of global citizenship which has the potentiality to confront the global challenges calling for global solutions, by providing in-depth news and analyses from around the world.

Please note that this website is part of a project that has been successfully concluded on 31 March 2016.

Please visit our project: SDGs for All

Global Citizenship: Gradual Unfolding of a New Concept - Turkish

Küresel Yurttaşlık: Gelişen Yeni Bir Kavram

Monzurul Huq*

NAGOYA, Japonya (IDN) – Küresel yurttaşlık, Birleşmiş Milletler tarafından son yıllarda gündeme getirilen yeni bir kavram. İletişimin yoğun olduğu bugünün dünyasında ulusal sınırları aşan yeni düşünce biçimlerine ve milliyetçiliğe dayanan konvansiyonel kimliklerin ötesine geçen fikirlere ihtiyacımız var.

Konvansiyonel eğitim sistemleri okuma yazma bilen ve dolayısıyla hayatın gerçeklerini dar bir bakış açısından görebilen bireyler yetiştiriyor. Öte yandan bugünün dünyasında önümüzde karmaşık şekilde etkileşime giren ve geniş bir açından bakılması gereken sorular bulunuyor. Küresel toplumun bu doğrultuda 21. yüzyılın birbiriyle ilişkili engellerini çözümleme yolunda anlamlı katkı sunabilecek yurttaşlara ihtiyacı bulunuyor. Bu yüzden, küresel yurttaşlık sürdürülebilir kalkınmayı hedefleyen eğitimin ana odak noktalarından biri olarak benimsenmiş durumda.

10-12 Kasım’da Nagoya, Japonya’da düzenlenen UNESCO Sürdürülebilir Kalkınma için Eğitim Dünya Konferansı’nın gündemi politika yapıcılar, uzmanlar, paydaşlar ve sivil toplum temsilcileri tarafından yoğun bir şekilde tartışılan sürdürülebilirlik başlıkları bulunuyordu.

Tartışmanın odağında yoksullukla mücadele, çevrenin korunması ve ekonomik büyümeyi bu yıl sona erecek BM Sürdürülebilir Kalkınma için Eğitim On Yılı’nın öngördüğünün ötesine taşıyacak bir çerçeve içinde, eğitimi bu yönde evriltmenin yeni yolları yer alıyordu.

Aynı zamanda sürdürülebilir kalkınma nihai hedefine ulaşmakta küresel yurttaşlığın rolü üzerine özel tartışmalar da bulunuyordu. Konferansın ikinci gününde küresel yurttaşlık, eko-pedagoji ve sürdürülebilir kalkınma üzerine bir atölye düzenlendi ve bunu da yeni dönemde küresel yurttaşlık eğitimi üzerine bir yan etkinlik takip etti. Hem atölye hem de panel küresel yurttaşlıkla ilgili ortaya çıkan başlıklar ve küresel yurttaşlığı daha anlamlı bir şekilde tanımlamak üzerine yoğunlaştı.

Küresel yurttaşlık tamamen yeni bir fikir değil. Sosyal bilimler alanında yürütülen tartışmalarda bir süredir yer alıyordu. Atölye çalışmasındaki iki ana konuşmacı UCLA Paolo Freire Enstitüsü direktörü Carlos Alberto Torres ve Avrupa Konseyi Kuzey-Güney Merkezi’nin Küresel Eğitim Müdürü Miguel Silva’ydı.

Açılış konuşmasında Carlos Torres sosyal adalet için küresel yurttaşlık eğitiminin önemine vurgu yaptı ve küresel yurttaşlığın temelini oluşturan üç ana başlık sundu:

- Gezegenimiz bizim tek evimiz ve onu korumamız gerekli.

- Küresel barış elle tutulamayan ve maddi değeri olmayan bir kültürel değerdir.

- Tüm insanlar eşittir.

Kısacası, bu gezegende barış ve insanlar küresel ölçekteki ortak değerlerimizi oluşturuyor ve halklar arasında daha iyi bir uyumu çağırıyor. Öte yandan, ekonomik yurttaşlık bu temel noktalar olmaksızın gerçekleşemeyeceğinden, küresel yurttaşlığın sosyal adalet olmadan elde edilebilmesinin imkansız olduğunu da ekledi. Ortak fayda ve hoşgörü gibi ortak değerlere odaklanacak bir küresel yurttaşlık eğitiminin teorik çerçevesini somut bir şekilde oluşturmak için varolan belirsizlikleri gidermek temel önkoşul olarak görünüyor.

Ütopya “en azından yürümemizi sağlar”

Bu asil hedefin ulaşılır olup olmadığı bizim hayallerimiz gerçeğe döndürmek için ne yapacağımıza bağlı. Bazılarına bu ütopya gibi görünebilir ama Carlos Torres katılımcılara şunu hatırlattı: “Ütopya bizim ulaşmak istediğimiz ufku yansıtır. Biz iki adım atarız, ütopya iki adım uzaklaşır. Ama en azından yürümemizi sağlar.” Dolayısıyla insanlığın küresel yurttaşlık yolculuğu, geçmişte ertelediğimiz hayallerimize karşın aynı zamanda ileriye doğru bir adımdır.

Miguel Silva ise, küresel eğitimin nasıl sürdürülebilir kalkınmayı destekleyecek bir eğitim için kapasite ve strateji geliştirme konusunda yardımcı olabileceğine ve böylece küresel yurttaşlığın gelişimine katkı sunabileceğine odaklandı. Kurumları, uygulayıcıları ve öğrencileri hedefleyen küresel eğitim Silva’ya göre bütüncül bir eğitim ekolü oluşturarak katılımcıların yerel ve küresel gerçekler arasındaki bağlantıları anlamasını ve onları dünya yurttaşlarının varolan sorular karşısında ihtiyacı bulunan bilgi, beceri, değer ve davranışlarla donanmasını sağlayabilir.

Öğrencilerin dünyanın karmaşıklığını anlamaları, çelişkiler ve belirsizlikler konusunda farkındalık sahibi olmaları ve karmaşık sorunlara tek boyutlu çözümler olmayacağının farkına varmaları için yardımcı olacaktır. Silva’ya göre kritik konulardan biri “sorunlara karşı bu çok taraflı bakışı ve eleştirel yaklaşımı benimseyerek, öğrencilerin dillerin kültürel çeşitliliğinin farkına varmasına yardımcı olmak ve böylece ortak anlayışın mümkün olduğunu göstermek”.

Özetlemek gerekirse, küresel yurttaşlık iletişimde empati ve kültürlerarası becerilerin gelişmesini sağlarken, metodolojisi diyalog, aktif dinleme ve diğer görüşlere saygı ve yapıcı katılımcılık odaklı bir eğitim ortamını destekler. Silva’ya göre, küresel eğitim bu şekilde çoğulculuk, ayrımcılık karşıtlığı ve sosyal adalet ilkelerini savunarak küresel gerçeklerin ayırdında olan, diyalog ve işbirliğine dayalı sürdürülebilir bir dünyayı hedefleyen ve aynı zamanda ortak insani, toplumsal ve ekonomik değerlere inanan bir küresel yurttaşlığın zeminini oluşturur.

Daha sonra oturumun moderatörü katılımcılardan gruplar kurarak sürdürülebilir kalkınma için eğitim konusunda deneyimlerini paylaşmalarını ve küresel yurttaşlığın önündeki engelleri belirlemelerini istedi. Atölye sunumlarının ve grup tartışmalarının çıktıları daha sonra özetlendi ve oturum başkanının kapanış konuşmasında eğitim teorisi ve uygulamalarına demokratik ilkelerin yol göstermesi; eleştirel düşünce ve diyaloğa yer açmak üzere gerekli olan küresel yurttaşlığı geliştirmek için eğitimin kalitesinin yükseltilmesi olarak vurgulandı.

Atölyenin ardından düzenlenen yeni dönemde küresel yurttaşlık eğitimi ve sürdürülebilir kalkınma için eğitim konulu panelde katılımcılar küresel yurttaşlık kavramına farklı yaklaşımlar üzerine tartıştı ve BM on yılının sonuna gelirken sürdürülebilir kalkınma için eğitim konseptinin uygulamasının aldığı yol konusunda görüşlerini paylaştı.

Nagoya Üniversitesi’nden Shoko Yamada tarafından modere edilen toplantı, Japon ve Koreli akademisyenlerin ortak bir girişimiydi ve her iki ülkeden akademisyenler tartışmalara katıldı. Panelistler sürdürülebilir kalkınma ve küresel yurttaşlık kavramları arasında bağ kurmak üzere sürdürülebilir kalkınma için eğitim konusunda tartıştı.

Görece yeni

Hiroşima Üniversitesi’nden Profesör Kazuhiro Yoshida’ya göre, küresel yurttaşlık ve sürdürülebilir eğitim kavramları uzun zamandır ilişki haline bulunuyor ancak ikisinin birleşimi olan eğitim için küresel yurttaşlık oldukça yeni bir kavram. Yoshida, küresel yurttaşlık eğitimi ve sürdürülebilir kalkınma için eğitim kavramlarının birleştirilmesinin yeni bir yaklaşım olduğunu ve bugüne kadar gösterilen çabaların devam etmesi gerektiğini de belirtti.

Küresel yurttaşlık eğitiminin sürdürülebilir kalkınma eğitimi için önemine vurgu yapan Yoshida “Doğal olarak örtüşen yanların ortaya çıkarılması ve bu zeminler üzerinden 2015 sonrasına dair çalışmaların şekillenmesi yönünde bir eğilim bulunuyor” dedi. “Ben sürdürülebilir kalkınma eğitiminin sürdürülebilir kalkınma hedefleri dönemi açısından temel bir zemin oluşturduğunu düşünüyorum. Bu yüzden sürdürülebilir kalkınma eğitiminin yeniden tanımlanması gerektiğine inanıyorum. Çünkü bugüne kadar eğitim çerçevesi içinde, eğitimin nasıl yorumlanacağı ve kendi topluluklarımız içinde nasıl uyarlanacağı üzerine düşünüyorduk. Fakat şimdi daha geniş bir çerçeve sunan sürdürülebilirlik üzerinden düşünmeliyiz.”

Güney Kore Eğitimsel Kalkınma Enstitüsü’nden Jinhee Kim, sürdürülebilir kalkınma için eğitim ve küresel yurttaşlığın küresel eğitim ajandasının aynı bölümünde yer aldığını düşünüyor. “Sosyal adalet ve eşitlik her iki kavrama da uygulanabilecek ana boyutları oluşturuyor. Eğitimin, küresel yurttaşlığa bağlı sürdürülebilir bir toplumun temeli olduğunu söyleyebiliriz. Dolayısıyla küresel yurttaşlık bakış açısının odağında dünyayı daha eşitlikçi, daha barışçıl ve daha sürdürülebilir bir yer haline getirebileceğimiz yatıyor.” Ona göre, küresel yurttaşlık eğitiminin en önemli parçası yurttaşlık algısını yeniden şekillendirmek. Küresel yurttaşlar kavramı küresel ölçekte kavrayacak, bir başka deyişle dünya vatandaşı olacak şekilde eğitilmeli.

Yakın zamana kadar küresel yurttaşlık Batı kaynaklı bir kavram olarak görülüyordu ve yeni bağımsızlığını kazanan devletler bu kampanyanın ardında yatan amaca şüpheyle yaklaşıyordu.

Öte yandan bu şüphe ve çekinceler zamanla eridi ve küresel yurttaşlık kavramı kalkınmakta olan ülkelerde de kabul edilmeye başlandı.

Nagoya’daki konferansa UNESCO üyesi devletlerden 76 bakanlık düzeyinde temsilci ve yaklaşık 150 ülkeden 1000 katılımcı katıldı. Ülkelerini temsil eden Eğitim Bakanlarından biri de Bangladeş’ten Nurul Islam Nahid’di. Küresel yurttaşlık üzerine konuşan Nahid “Küresel ısınma gibi ulusal sınırları aşan sorunlara ders kitaplarında yer vermenin yanı sıra, ‘Bangladeş, dünyayı anlamak’ başlıklı yeni bir kitabı ilköğretimde kullanıma soktuk. Bu yeni ders kitabı küresel sorunları bizim ülkemizin tarihsel, kültürel ve geleneksel arka planı çerçevesinde ele alıyor. Çok sayıda vatandaşımız dünyanın her yerinde iş gücüne katılırken küresel yurttaşlığı geliştirmek daha da önem kazanıyor” dedi.

BM Sürdürülebilir Kalkınma için Eğitim On Yılı sona yaklaşırken küresel sorunlara daha anlamlı çözümler bulmak için küresel yurttaşlığı öne çıkarmak bir ders kitabıyla sınırlı kalacak ütopik bir fikir olmaktan çıkıyor. Bir katılımcıya göre “bizim bağımsız dünyamız, gezegeni insanlık için daha yaşanılabilir ortak bir yer haline getirmek için hazırlıklı yurttaşlara ihtiyaç duyuyor. Nagoya Konferansı bu fikri gerçeğe dönüştürmek üzere bir adım teşkil ediyor.”

*Monzurul Huq, Japonya üzerine Bengali dilinde üç kitabı bulunan Bangladeşli bir gazeteci. Dakka’daki BM Bilgi Merkezi’nde ve Londra’daki BBC World Service’de çalıştıktan sonra 1994’te Japonya’ya taşındı. Bangladeş merkezli Prothom Alo ve Daily Star’ın temsilciliğini yürütüyor. Japonya ve Doğu Asya üzerine gerek İngilizce gerekse de Bengali dilinde çok sayıda yazısı bulunuyor. Aynı zamanda Tokyo Üniversitesi, Yokohama Ulusal Üniversitesi ve Kaisen Üniversitesi’nde konuk öğretim üyesi olarak siyaset, medya ve uluslararası ilişkiler dersleri veriyor. Aynı zamanda NHK için radyo programcılığı yapıyor. Japonya Yabancı Muhabirler Kulübü’nün 2000’den bu yana üyesi olan Huq, başkanlığa seçilmeden önce iki dönem kulübün başkan yardımcılığını yürüttü.
[IDN-InDepthNews – 2014]