A joint media project of the global news agency Inter Press Service (IPS) and the lay Buddhist network Soka Gakkai International (SGI) aimed to promote a vision of global citizenship which has the potentiality to confront the global challenges calling for global solutions, by providing in-depth news and analyses from around the world.

Please note that this website is part of a project that has been successfully concluded on 31 March 2016.

Please visit our project: SDGs for All

Commercialisation of Children’s Media Hampering Global Citizenship - Turkish

Çocuklara Yönelik Medyanın Ticarileşmesi Küresel Yurttaşlığa Zarar Veriyor

Kalinga Seneviratne*

KUALA LUMPUR (IDN) – Uzmanlara göre çocuklara yönelik medyanın, özellikle de televizyonun aşırı şekilde ticarileşmesi, çocuklarda çoğulculuk konusunda farkındalık yaratmak ve küresel yurttaşlık için eğitim ve kapasite yaratma çabalarına engel oluyor.

Kuala Lumpur’da düzenlenen Çocuklar için Medya Dünya Zirvesi’ndeki konuşmacıların çoğu, Avustralya Çocuk Televizyonu Derneği’nin eski yöneticisi Dr. Patricia Edgar’ın, çocuk programlarının büyük kısmının eğitici değil ticari kaygılar güttüğü yönündeki tespitine katılıyor.

8-10 Eylül’de düzenlenen zirvede konuşan Edgar “Bu yaratıcılığı az ve ucuza üretilen programlar ürün satma amacıyla eğlence sunmak üzere yapılıyor” dedi. “Etkili bir eğitici program olumlu değerler, yapıcı mesajlar içerir ve en önemlisi yerel öğeler içererek çocukların sosyal ve duygusal gelişimine katkı sunar.”

Dr. Edgar çocukların gerçek dünyayı anlamasının önemli olduğunu ve aşırı korumacılık yerine sorunlarla mücadele etmeyi öğrenmesi gerektiğini belirtti.

Malezya Başbakanı Najib Razak’ın eşi Rosmah Mansor, çocuklara yönelik programların, çok ırklı ve çok inançlı bir toplumda yaşamak üzere “inanç, davranış ve yaklaşımları biçimlendirecek değerli dersler içermesi gerektiğini” belirtti.

Mansor, çocuklara yönelik medyanın ticari değil eğitici bir işlev üstlenmesi gerektiğini söyledi. Eğitimcilerin medyayı eleştirel düşünceyi geliştirecek ve merakı artıracak bir araç üzere kullanma konusunda uzmanlaşması gerektiğini vurguladı. Hükümet ve kanun yapıcıların bu çabayı desteklemek üzere deregülasyon değil, eğitici ve bilgilendirici programcılığın miktarını ve kalitesini yükseltecek girişimlerde bulunmasını önerdi.

“Çocuklar insanlığın üretiminin en gelişmiş halini görmeli; sadece tek tipleştirme, nefret söylemi ve akran zorbalığı sonucunda üretilen çatışmayı değil” diyen Rosmah “İyi programcılık çocukların rahatsız edici medya içeriğiyle baş edebilmesini, TV ve reklamlardaki şiddet konusunda eleştirel olabilmesini sağlar” diye ekledi.

Birleşmiş Milletler küresel yurttaşlığı geliştirmek üzere öncelikli üç alan belirledi ve bu alanların tamamı eğitim ve çocukların bilişsel gelişimiyle ilgili. Tüm çocukların eğitim alması, öğretimin kalitesinin artırılması ve eğitimin ortak yaşam değerlerini içeren dönüştürücü bir işlev üstlenmesi de bu önceliklerin arasında.   

Çocuklara yönelik medyanın bugünkü halini eleştirenler bu ortak değerlerin bulunmadığını, özelliklede televizyon programlarında yapımcıların ürün satmak üzere çocuklara pırıltılı bir dünya hayali sunduğunu söylüyorlar.

Adil Dünya Hareketi’nin başkanı Dr. Chandra Muzaffar “Eğer küresel yurttaşlık küresel adalet ve bir diğer için empati anlamına geliyorsa, küçük yaştan itibaren bu değerli aktarmak üzere çizgi filmler ve kısa filmler yaparak bu aktarımı sağlamalıyız” dedi.

Ona göre, küresel yurttaşlık evrensel değerler etrafında tanımlanmalı. “Batının tüm değerleri evrensel değil. Aynı şekilde Doğunun tüm değerleri de geçmişe dönük değil”, diye ekledi. “Tam tersine, bizim kendi inanç ve ahlaki geleneklerimiz içinde evrensel pek çok nokta bulunuyor. Bunların derlenerek yerel diller ve sanat formlarına tercüme edilmesi gerekir. Bu süreçte yerel kültürel kimliklerimizi de güçlendirmiş oluruz.”

Yerel kültürel kimlikleri toparlamak

Yerel kültürel kimlikleri güçlendirmek insanın milliyetçi ve içine kapalı olması anlamına gelmez. Arjantin merkezli IDIEM Medya Araştırma Enstitüsü’nde proje geliştirici olan Aldana Duhalde’ye göre bunun tam tersi doğru. O ve ekibi bir bölgesel televizyon projesiyle, doğayla ilişki kurmayı, ekonomik büyümeyi ve kalkınmamış olarak görünmemeyi ve sorunlara kendi çözümlerini üretmeyi içeren, “toplumsal bir kimlik” olarak tanımladıkları sınırları aşan bir kimlik oluşturmayı hedeflediler.   

Duhalde, IDN’e verdiği röportajda “Maddi şeyler o kadar önemli değil” dedi. “Bizim için sevgimizi ifade etmek, birbirimizi dinlemek çok önemli. Duygularımızı gizlemeden açık alanda farklı görüş açılarını içeren tartışmalar kurmak önemli.”

Duhalde, yeni medya teknolojilerinin ve sosyal medyanın yaygınlaşmasının çocukları ve gençleri daha iyi küresel yurttaşlar olmak üzere eğitecek ve bu konuda farkındalık yaratacak programlar yapmak için fırsat sunduğunu düşünüyor. “Bizim projemiz kar amacı gütmüyor ve ticari değil. Yapımcılık için çok fazla paraya ihtiyacınız yok ama çocuklara güvenirseniz onlar da birbirlerine güvenir ve çocuklarla birlikte yapımlara imza atabiliriz.”

İsveçli yapımcı Fredrik Holmberg IDN’e, kamusal yayıncılık ilkelerini canlandırmak üzere küresel bir kampanyaya ihtiyaç olduğunu belirtti. “Farklı seslere ve çoğulculuğa ihtiyacımız var. Medya sadece dışa dönük değil, içimize bakmak için de gerekli. Aynı anda hem küresel hem de yerel olabilmeliyiz.”

Holmberg medyanın çocuklara uygun hale getirilmesinin bir kamu yatırımı olduğuna inanıyor. “Çocukları tüketici olarak görmemeliyiz. Çocuklar için program yapmak pahalı olabilir ama bunu kamu kaynaklarından karşılamalıyız.”

Bu görüş Kuala Lumpur’daki zirveye dünyanın farklı yerlerinden gelen katılımcılar tarafından sıklıkla dillendirildi. Fakat kimse hükümetin kamu kaynaklarını kullanırken belirlediği öncelikleri, özellikle de silahlanmaya ayrılan devasa miktarları eleştirecek kadar cesur değildi.

IDN bu soruyu Pakistan’dan Kamu Medya Birliği (eksi Birleşik krallık Yayıncılık Birliği) başkanı Moneeza Hasmi’ye sordu. O da savunma bütçelerinden yüzde 1’lik bir kısmı dahi olsa çocuklar için yayıncılığa ayırmanın büyük bir fark yaratabileceği konusunda hemfikir.

“Kamu için kamu yayıncılığını tartışmalıyız ki, barış konusunda daha bilinçli, daha medeni ve daha dengeli nesiller yetiştirebilelim” diyen Hasmi çocukların “kendileri kadar şanslı olmayan başkaları da bulunduğunu bilmelerinin” de önemli olduğunu söyledi.

Hasmi, Pakistan’a bakınca küresel yurttaşlık konusunun önemini daha iyi görebildiğini belirtti. “Oldukça zor zamanlarda yaşıyoruz. Dünya bizim çocukluğumuzdaki gibi değil. Bazen buna üzülüyorum” dedi ve her şeyin ticarileşmesinin değerlerimizi erozyona uğrattığını söyledi.

“Şimdi ticari bir ekonomi, daha fazla ve daha fazla para kazanmak üzerine kurulu bir ekonomi var. Bir şeyleri yapılması gerektiği için yapmak gibi bir nosyon kalmadı. Hükümetlerin daha fazla silah üretmesine ve insanları öldürmesine izin veriyoruz ama dünyada kamu kaynaklarını çocuk programcılığına aktarıp daha hoşgörülü ve eğitimli küresel yurttaşlar yetişmeyi savunan aklı başında insanlar da var.” 

*Kalinga Seneviratne IDN’in Asya Pasifik bölgesi özel muhabiri. Singapur’da uluslararası iletişim dersleri veriyor. [IDN-InDepthNews –5 Ekim 2014]